EGE DE BALIK ÇİFTLİKLERİ ( Özkan GÜLKAYNAK)


http://www.fotomoz.com

ÖZKAN GÜLKAYNAK (R) 1

Özkan GÜLKAYNAK

Değerli Dostlar,
Ege denizinde Balık çiftlikleri 1995 yılından sonra yaygınlaşmaya başladı. O dönemde mevcut yasa Balık çiftliklerinin, koyların içine veya kıyıların yakınına yapılmasına olanak tanıyordu.Çiftlikler henüz kurulmaya bile başlamadan, dünyanın en berrak suyuna sahip olan Ege nin kristalize sularını nasıl bulandıracağını,deniz tabanını, kıyıları nasıl kirleteceğini, karalarda ilkel koşullarda oluşturulan alt yapı tesislerinin çevreyi nasıl olumsuz etkileyeceğini, tüm bunların üretimden/kazançtan çok mevcut değerlerimizi misli ile yok edeceğini defalarca yazıp, gündeme getirmeye çalışmıştık.


http://www.lidyana.com/

O zamanlar üreticilerden aldığımız tepki hep üretime karşı olmak şeklinde yorumlandı. Dünyanın en çekici kıyılarına ve berrak sularına sahip olan Ege denizinin bir çok bölümü milli park ilan edilmesi gerekirken, akıntının yeterince akmadığı, derinliklerin yeterince olmadığı, kapalı körfez ve koylar onca uyarımıza rağmen neredeyse 3-5 yıl gibi kısa bir süre içinde ciddi biçimde tahrip edildi. Güllük körfezi çiftliklerle öylesine dolduruldu ki sonunda sudaki oksijen seviyesi azalarak, üretim yapılamayacak hale geldi. Bu vesile ile konu gündeme düştü ve tekrar üzerinde tartışılmaya başlandı.

Yetkili birimler yeni bir yasa ile Balık çiftliklerinin kıyıdan 0.9 mil açığa ve 30 metre derinliğe taşınmasını uygun buldu. Bu şekilde balık çiftliklerinin Ege denizinin berrak sularını ve doğal koşullarını olumsuz yönde etkilemeyeceği savunuldu. Yaklaşık 5 yıl önce başlatılan bu uygulamanın ne kadar yanlış olduğunu çeşitli vesilelerle belirtmemize rağmen sonunda kısa sürede karar alındı ve koylarımızdaki yanlış uygulama, kıyıdan sadece 0.9 mil açığa taşınarak tahribat misliyle arttırıldı. Yani evin içindeki pislik, kapının önüne süpürülmeye başlandı. Yani sorun yırtık bohçaya yama yapar gibi çözümlendi. Mesele çözülmüş gibi göründüğü için Ildır körfezi ve Güllük körfezlerinde kafes sayıları hızla arttırıldı, çiftlikler Ege nin neredeyse tamamına kanser hücreleri gibi yayıldı. Başlı başına ülkemiz doğasına zarar veren bir sanayi/sektör yaratıldı. Ege deki uygulamalarda Balık çiftliklerinin zarar verdiği tek olgu deniz suyu olmadı, kıyıda, hatta halen koylarda bulunan, son derece özensiz ve ilkel koşullarla yapılmış alt yapı tesisleri yem depoları vs vs ayrı bir tahribat oluşturdu.

Önceki uygulama ile bütün pisliklerini kıyıda veya denizde bırakarak ayrılan üreticilerin şimdi de aynı yerlerde yem depoları, büyük iş teknelerini bıraktıkları limanları ve özensiz çalışmaları mevcut. Bir çok yerde çevreye savrulan yemler nedeniyle kedi büyüklüğünde fareler türemiş durumda, deniz tabanı oto lastiklerinden ağ parçalarına şişe atıklarından poşetlere kadar adeta çöplüğe dönmüş durumda. 0.9 mil zorunluluğuna adalar dahil olmadığı için ne yazık ki doğal değeri son derece yüksek bazı adalarımızın üzerinde ve koylarında üretim yapılmaktadır, halk buralara yaklaştırılmamaktadır. Deniz tabanı buralarda yarım metreye yakın tortu ve atık ile kaplanmıştır. Balık çiftlikleri, çevresindeki eko sisteme zarar verdiği için bazı deniz canlıların yaşamlarını olumsuz yönde etkilemiştir. Aynı zamanda bazı bölgelerde, körfezlerde çok yoğun üretim yapıldığından deniz trafiği özellikle geceleri tecrübeli denizciler tarafından bile zor hale gelmiştir. Ildır körfezini, Güllük körfezini iyi bilmeyen, tecrübeli denizciler ve yabancı tekneciler bile bu bölgelerde gece seyri yapmaktan çekinir olmuşlardır. Çünkü çiftliklerin ışıklandırılması adeta bir labirenti veya bilmeceyi andırır.

www.bankpozitif.com.tr

BALIK ÇİFTLİĞİ (R)  Ege denizi Balık Çiftliği yapmaya pek uygun bir deniz değildir. Öncelikle Ege denizi, tarihiyle, biçimiyle, dantel gibi koylarıyla ve dünyanın en berrak suları sularına sahip olmasıyla dünyada eşi benzeri olmayan bir doğa değerine sahiptir. Ege denizini diğer denizlerden ayıran en önemli etmen adeta kristali andıran berrak sularıdır. Bu ne yazık ki üniversitelerimizin bile farkında olmadığı çok önemli bir doğa değeridir. Bu özellikleriyle Ege bir çok denizden çok daha korunmaya değer bir denizdir. Aynı zamanda Ege diğer denizlere göre çok daha narin ve özen gösterilmesi gereken bir denizdir. Gelgit azlığından akıntı neredeyse oluşmamaktadır. Bu nedenle su sirkülasyonu çok azdır. Kapalı bir deniz olan Akdenizin içinde Ege kapalı koyları ise daha kapalı konuda bulunduğundan kendini temizlemesi daha zordur. Avustralya da gelgit akıntısı saatte ortalama 1,5 mil civarındadır. Bu suyun temizlenmesi için son derece yardımcı bir unsurdur. Aynı zamanda Avustralya okyanuslara kıyısı bulunan açık denizlere sahiptir. Deniz suyu ise asla Ege gibi berrak değildir. Koca bir kıta olup az bir nüfusa sahip olmasına rağmen, yani geniş alanlarda az üretim yapmasına rağmen çiftlikler denizde değil, karadadır ve hemen arkalarında arıtma tesisleri mevcuttur.

ÖZKAN GÜLKAYNAK (R) 6

KAYITSIZ III

Türkiye’deki çiftlikler Avustralya denizlerinde olsaydı, suyun niteliğini akıntıdan ve açık deniz olmasından olumsuz etkilemezdi. Ama Ege kapalı ve akıntının olmadığı bir denizdir. Suları ise benzersizdir, bu nedenle ciddi bir özen ister. Hong Kong kıyıları balık çiftlikleri ile doludur. Doludur ama bu denizlerin doğal değerini Ege ile kıyaslamak bile yanlıştır. Suları bulanık, doğal koylardan ve plajlardan yoksundur. Buna rağmen orada üretim, çevreye minimum zararla ve özenle yapılmaktadır, bölgede yeterli akıntı ise mevcuttur. Norveç de fiyortlarda binlerce metre derinlikte ve hızlı akıntılı koylarda az sayıda çiftliğin çevreye hiç bir zararı yoktur. Üstelik Norveç de üretim son derece özenle yapılmaktadır. Çiftlikten denize kaçan bir balık tespit edildiğinde üreticiye ağır cezalar uygulanır. Özetle başka ülkelerde uygulanıyor diye Ege deki üretime zararsızdır demek son derece yanlıştır. Her denizin ve üretim biçiminin kendine göre ayrı koşulları vardır.

Ege denizindeki uygulamayla sorun çözümlenmiş gibi göründüğü için çiftliklerin sayısı çok tehlikeli biçimde artmıştır. Bu yoğunluk yukarıda kısaca sıraladığım zararların boyutlarını arttırmıştır. Sığacık Körfezinde Doğa harikası bir fiyort olan Kokar veya Gök Liman, deniz tabanının her türlü artık ile dolduğu, içinde yem depolarının, dev iş teknelerinin, kamyonların cirit attığı, kıyıda barakadan beter tesislerin bulunduğu bir hale getirilmiştir. Bu tür yerler kimsenin malı veya kullanım alanı olmamalıdır. Gelecek kuşaklara tertemiz teslim edilecek düzeyde korunmalıdır.

www.daedalusonline.eu

Orkinos çiftlikleri yaygınlaşma tehlikesi olan, küçük balık üretimi yapan diğer çiftliklerden misli ile kirleticidir. Ne kadar özenli üretim yapılırsa yapılsın, küçük alanlardaki ve akıntısız ortamlardaki orkinos çiftliklerinin yemlenmesi, dışkıları ve hasat zamanı ortaya çıkan devasa atıklar organik de olsa o yöreyi son derece olumsuz etkileyecektir. 300-400 kg ağırlığındaki bir orkinosun sadece dışkısı, yemlenmesi ve hasatının ortaya çıkardığı organik kirlilik en az 50 insanın kirliliğine eş değerdir. İzmir körfezinde bir zamanlar 500 000 insan nüfusunun tuvaletinin denize basılması ile ne hale geldiğini hatırlayalım. 10.000 adet orkinostan oluşan bir çiftlik, 500.000 insanın tuvaletinin denize basılmışlığı ile aynı olumsuz etkileri ortaya koyar.

www.yvesrocher.com.trYani SIĞACIK KÖRFEZİNE YAPILACAK BİR ORKİNOS ÇİFTLİĞİ 500.000 KİŞİNİN TUVALETİNİN DENİZE BASILMIŞLIĞI İLE BENZER KİRLİKLERİ ORTAYA ÇIKARTACAKTIR. SIGACIK KÖRFEZİ KAPALI VE AKINTININ BULUNMADIĞI BİR KÖRFEZDİR. ÜSTELİK HALİ HAZIRDA ÇOK FAZLA ZARAR GÖRMEMİŞTİR. BU NEDENLE BALIK ÇİFTLİĞİ ÜRETİM ALANI İLAN EDİLMESİ YANLIŞTIR. ÇİFTLİKLERİN SAYISI ARTIRILMAMALI ORKİNOS ÇİFTLİĞİ YAPIMI KESİNLİKLE DÜŞÜNÜLMEMELİDİR. YOKSA BİR ÖNEMLİ DEĞERİMİZ DAHA KAYBEDİLECEKTİR.

ILDIR KÖRFEZİ (R)Bunun bir örneği Ildır körfezindedir. Bilimsel olarak çevreyi kirletmediğini iddia edenler, lütfen gözlükle bu çiftliğin etrafında dalıp suyun ne halde olduğuna bir baksınlar. Ildır körfezi,yakın zamana kadar su derinliğinin 30 metrelere kadar göründüğü bir denizdi.Şimdi maalesef bulaşık suyuna dönmüştür, nedense halen bilimsel raporlar çiftliklerin suyu kirletmediğini gösteriyorlar. Ildır körfezinden Ilıca sahillerine doğru esen sert meltemin yarattığı rüzgar akıntısı yörenin tüm pisliğini bir kaç mil mesafedeki Ilıca sahillerine taşımaktadır.Bir süre öncesine kadar pırıl pırıl sulara sahip Ilıca sahillerinin sularının bulanmasının en önemli sebebi Ildır körfezindeki üretimdir.

Güllük körfezi dantel gibi sayısız koyları kıyılarını tertemiz kumsallarının süslediği benzersiz bir körfezdir. Ne yazık ki yanlış uygulamalar, karalarıyla, adalarıyla, sularıyla bu yöreyi tamiri zor biçimde tahrip etmiştir. .Bu yörenin suyu çamaşır suyuna dönmüş, kıyıları ve adaları ise üzerinde terk edilmiş fabrikayı andıran yem depoları, atıkları ile doludur. Balık çiftliklerinin terk edip, atıp bıraktıkları tüm pislikler kıyılarda adeta savaş artığı gibi durmaktadır. Açığa taşınan çiftlikler ne yazık ki çözüm değildir,sadece günü kurtarmıştır.

Özkan GÜLKAYNAK

Özkan GÜLKAYNAK

EGE DENİZİ NEDEN KORUNMALIDIR, DURUM NEDEN ÖNEMLİDİR.
Tabii ki tüm denizler korunmalıdır. Denizler insanlığın ortak değeridir. Bir nesle ait değildir. Sorumluluk ve çağdaşlık onu diğer nesillere tertemiz ve bozulmamış olarak teslim etmeyi gerektirir. Ancak Ege denizinin ayrıcalığını, çekiciliğini belirtmeden de geçemeyeceğim. Egenin kıyı biçimi, sularının berraklığı görsel değer olarak dünyada benzersizdir. Bunu tüm samimiyetimle, Hayatımı Ege ye adamış,çocukluğumdan beri her koyunda haftalarca demirlemiş,Kayıtsız III adlı teknemle 3 yılda 3 okyanusu tek başına geçmiş ve diğer denizleri EGE ile kıyaslayabilen bir denizci olarak tüm samimiyetimle söylüyorum.  Ne yazık ki denizden uzak olan halkımız bu değerin pek farkında değildir. Bu değerin eninde sonunda farkına varılacaktır, sonrasında da yapılan yanlış uygulamaların doğurduğu zararlara tedbir almak çok zor olacaktır. Pişmanlıklar ve ayrı meseleler ortaya çıkacaktır. Bu nedenle bunu hatırlatmayı bir vatandaşlık görevi olarak görüyorum. Sadece üretmek değil, üretirken bozmamak, mevcut değerleri bozmadan üretebilmek erdem olmalıdır.

http://www.lidyana.com/

PEKİ, ÇARE NEDİR.
Öncelikle Ege denizinin Balık Çiftliği yapımına pek uygun bir deniz olduğu söylemez. Ana sebebi doğal değeri üst düzeyde, kendini zor temizleyen bir deniz olmasıdır. Plankton azlığı, akıntı azlığı, sığ deniz tabanı ve kapalı körfezlerin bulunması bunun temel sebepleridir. Ayrıca Ege yerli yabancı birçok denizciye göre dünyanın en güzel/çekici denizidir. Korunmaya muhtaçtır.

Öncelikle deniz balıkçılığının teşvik edilmesi, balık miktarının arttırılması için çaba gösterilmesi esas olmalıdır.Çiftlikler denizde konuşlanacaksa, üretim miktarları ve sayıları çevreye zarar vermeyecek boyutlarda tutulmalıdır.

Doğa değeri daha düşük olan uygun bir alan tespit edilip bir sanayi sitesi gibi sadece bir yapılanmaya gidilebilir. Bu bölgede düzenli aralıklarla çevre bakanlığına bağlı müfettişlerle üretimin çevreye etkisi kontrol edilmelidir. En doğru yöntem çiftliklerin karaya taşınması ve arıtma tesislerinin de zorunlu hale getirilmesidir. Doğal olarak bu maliyeti en yüksek çözümdür. Ancak sağlıklı ve mutlu yaşamın mutlaka bir bedeli vardır.En pahalı, en önemli değerlerimizi ucuz maliyet uğruna kaybetmeyi tercih etmeyecek kıvama geldiğimizde, sanırım daha mutlu yaşamın kapılarını da aralamayı becermiş olacağız.

Değerli dostlar, yukarıdaki hatırlatmalarımı sadece yapıcı bir girişim olarak kabul edin, tabii ki denizlerimiz karasal atıklardan da çok etkilenmektedir. Niyetimiz kabahati sadece balık çiftliklerine yıkmak değildir. Şehirlerin, tesislerin arıtmaların çoğunun doğru dürüst çalışmaması ayrı bir meseledir. Bütün bunlar hep günü kurtarma,ucuz çözümler bulma alışkanlığımızdan kaynaklanmaktadır. Ne yazık ki bir süre sonra bunların bedelleri önümüze ağır bedeller olarak çıkmaktadır. Ege denizinin durumu çok ama çok ciddi biçimde, hükümetler, belediyeler ve STK lar tarafından bir bütün olarak tartışılmalı ve gereken tedbirler alınmalıdır. Yoksa bir süre sonra elimizden pek bir şey gelmeyecektir.
Sevgi ve saygılarımla, Özkan Gülkaynak

ig

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN

10 thoughts on “EGE DE BALIK ÇİFTLİKLERİ ( Özkan GÜLKAYNAK)

    • Evet, gerçekten haklısınız. Denizciliğin usta isimlerinden sayın Özkan GÜLKAYNAK bundan böyle yazılarıyla bizlerle olacak Özellikle Özkan beyin Dünya turu yaptığındaki anılarını ve tecrübelerini paylaştığı ” ÖZGÜRLÜK HATTININ BATISINDA “ isimli kitabınıda mutlaka okumanızı tavsiye ederim

  1. Geri bildirim: Anonim

  2. Sayın Özkan Gülkaynak Bey’ in kaleme almış olduğu bu çok çok önemli yazısının, noktası, virgülüne kadar tüm kalbimle katılıyorum…
    Bir deniz aşığı olarak, kıyılarımızın ve EGE Denizi kıyılarımızın kıymetinin bilinmesini bırakın ne kadar büyük bir güzellik olduğunun farkında bile olmadığımızı malesef üzülerek paylaşmak istiyorum…

    Selam ve saygılarımla…

    Asude

    • Asude hanım evet çok haklısınız, ne yazık ki değerlerimizi koruyamıyor, koruyamamanın ötesinde kıymetini bilmeyerek değerlendiremiyoruz. Değerli dost gönül adamı Özkan GÜLKAYNAK teknesi Kayıtsız III ile tek başına yaptığı dünya seyahati ile bunu daha iyi gözlemlemiş ve Çelebi Kaptan okurlarına yorumlamıştır. Sizin bu yorumunuz vesilesi ile buradan kendisine tekrar teşekkür ederken Özkan bey’in kitabında daha ne ilginç anıların olduğunu hatırlatmak isterim Denizlerimiz aslında hazinemiz bunu bilmek zorundayız milletçe . saygılarımla

  3. Bahsettiğiniz sebepleri bir çok kişi dile getiriyor balık çiftiklerinin denizi kirlettiğini mahvettiğini söylüyorsunuz ama çiftliklerde i ürünler anorganik değil ki hepsi inorganik haliyle doğada çözünebilen bileşenler. Ki farklı bir açıdan bakalım hemen karşımızda ki yunanistan da nedne böyle bir sorun yok yada adriyatik denizin de neden yok. Hadi bizler doğayı katlediyoruz mahvediyoruz aynı sistemler aynı balıklar balıklar için kullanılan besin maddeleri aynı çünkü rasyonunu yurt dışı verilerine göre hazırlıyoruz Avrupalı ülkelerde neden söz konusu olmuyor bu konular. Ben su ürünleri mühendisiyim 5 yıl egede bir fiil çalıştım çiftliklerin elbette atıkları var ama o atıkları kimse denize bırakmıyor. Sorunun nedeni insanların evsel atıkları bir çok kanalizayson atığını siz direkt olarak denize boşaltın sonra da çiftlikler çevre katliamı yapıyor demeniz saçma! Olaya birazcık daha farklı bakalım; çipura ve levrekler zaten o deniz de yaşıyorlar, bunu ağ kafeslerde o deniz de yetiştirmişsiniz yada o hayvanlar doğada yetişmiş. Zaten o balıklar o denizde yaşıyorlar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s