NE İDİK ? NE OLDUK ?…..


http://www.kiraguru.com/NE İDİK NE OLDUK (R)

Yıllar öncesi bir makale okumuştum,

Makalede toplumsal olarak geçmişte nasıl bir yapıda olduğumuzu , ancak günümüzde bu yapıdan çok uzak tavırlar sergilediğimizden bahsediyordu .

Ne değişmişti de bugünkü biz olmuştuk ?

Doğruları konuşmaktan yapmaya fırsat mı bulamamıştık ?

Yoksa birbirimizi sevmeyi, hoş görmeyi ve karşılıklı tahammül etmeyi mi terketmiştik.

Gelin sözü daha fazla uzatmayalım da geçmiş yolculuğumuzdan günümüze nelerin değiştiğini gözler önüne serelim .

http://tr.sopsy.com

Eski Türkler Ne idik Ne Olduk? 
Eski Türkler (Yenileriyle karşılaştırmak acı verebilir) 
Ne İdik, Ne Olduk
Faziletliydik: Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik Kimsenin namusuna yan bakmazdık Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik 
Dürüsttük: Bir zamanlar, Londra Ticaret Odası’nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: “Türklerle alışveriş et, yanılmazsın” 
İtibarlıydık: Bir zamanlar, Hollanda Ticaret Odası’nın toplantılarında oylar eşit çıkınca, Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurduTemizdik: Yere bile tükürmezdik Hatta, Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa’ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor: “Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler Daima yutkunurlar Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür
Çevreciydik: Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için, saçak altlarına kuş sarayları yapardık Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez
Harama el sürmezdik: Fransız müellif Motray, 1700’lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: “Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar, arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu’ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir” http://www.markapon.com
Medeni idik: İngiliz sefiri Sir James Porter ise, 1740’ların Türkiye’si için şunları söylüyor: “Gerek İstanbul’da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde ispat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır
Dosdoğruyduk: Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor: “Haksızlık, murabahacılık [aşırı kâr koyma, tefecilik], inhisarcılık [tekelcilik] ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan, çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır” Hırsızlık nedir bilmezdik: Fransız müellif Dr Brayer, 1830’ların İstanbul’unu getiriyor önümüze: “Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumî ahlâka itimaden açık bırakıldığı İstanbul’da her sene azami beş-altı hırsızlık vakası görülür” Ubicini, Dr Brayer’i şöyle doğruluyor: “Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmazAhalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinayet vakaları olmadan gün geçmez
Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880’lerin “biz”ini anlatıyor, bize: “İstanbul Türk halkı Avrupa’nın en nazik ve en kibar insanlarıdır Sokakta kavga enderdir Kahkaha sesi, nadirattan işitilir O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüzhttp://www.tatil.com

Cihana örnektik: Türkiye Seyahatnâmesi’yle meşhur Du Loir’un 1650’lerdeki hükmü şöyle: “Hiç şüphesiz ki, ahlâk bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir” 

Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu

Hayata karşı saygılıydık: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus’u dinleyelim, bize 1880’lerdeki halimizi anlatsın: 
“Türklerdeki iyilik duygusu, hayvanları dahi kucaklamıştır Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise, bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir” (Küçük Asya, c 9)

Hayırseverdik: Comte de Marsigli’yi tekrar dinleyelim: “Yazın İstanbul’dan Sofya’ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin, yolculara, bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum

Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir Şöyle diyor: “Fakat şunu da ifade etmeliyim ki, bu dindarâne hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler” 

Bu tespiti, İslâm ve Türk düşmanı Avukat Guer misallendiriyor: “Türk şefkati, hayvanlara bile şamildir” dedikten sonra şu örneği zikrediyor: “Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır Bu adamlar, sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür” 

“Kaçık”lığın kaynağını da veriyor adam: “Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar Bunu yapan bir Türk’e, bir gün, yaptığı işin neye yaradığını sordum Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: ‘Allah’ın rızasını tahsile [kazanmaya] yarar‘”

Ne dersiniz? Galiba, geçmişimizden uzaklaşmak, bize çok pahalıya patladı 

İşte sorulmaya değer ve cevaplanması elzem olan soru: “Bizde, o zaman var olup da bugün olmayan nedir? Nasıl kaybettik? Nasıl buluruz?” 

 Fazla söze gerek yok sanırım önce iğneyi kendimize , sonra çuvaldızı başkasına batıracağız . Tabii kendimizden başkasına sıra gelirse

 http://www.butigim.com

3 thoughts on “NE İDİK ? NE OLDUK ?…..

  1. Doğruları konuşmaktan yapmaya fırsat mı bulamamıştık ?

    Bu cümleniz şimdiki halimize ayna tutuyor. Biz Türkleri öven o şahıslar gelse ; Ne olmuş size böyle ! derler. Bizde acaba ; Ne olacak en sonunda size benzedik mi diyeceğiz.
    Üzüldüm okudukça. Gerçek acıdır derler de bu kadar acı olmasaydı.

    Teşekkürler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s